28 Ocak, 2006

Makine gider, sac kalir.

Bu baslikla makinelerin geciciligini ve de insan sacinin ebediyetini vurgulamak istedim. Makinemin kaybiyla yasadigim uzuntuyu sacimi kestirerek attim. Kestirmesi de pek heyecanli oldu...
Arkadaslarim ellerinde resimler, magazin kupurleri ile kendilerini italyan berberlerine emanet ederken, ben bunlarin yoklugunda istegimi bir cizimle ifade etmeyi uygun gordum. Sozlukten de 'kisa' ve 'az'in anlamina bakip berberin yolunu tuttum. Hazirdim.

Berberden iceri adim attigimda, boyluboyunca uzanan ayna, koltuk, berber ve tras edilenler serisi bana bakti ayni anda. Kasabanin kahvehanesine adim atan yabanciydim sonucta. Ingilizce bilip bilmediklerini sordum. 'Bilmiyoruz' dediler ve islerine devam etmek istercesine bir hamle yaptilar. Bense dikildim ve 'Ben tras olucagim' inadimi surdurdum. Birkac kelime de catirdatip patirdatinca bekleme koltugundaki yerimi aldim.

Siram geldi. Beni once yikamaya aldilar. Buranin adeti boyleydi herhalde. Halbuki turkiye'de ve amerika'da sac sonradan yikaniyordu. Sacimi yikayan adam, saclarimla muthis bir titizlikle ilgileniyordu. Oyle ki, saclarim su damlaciklarina birer birer, yavas yavas kavusuyorlardi. Suyu serpmiyor, suyu suruyordu sanki saclarima. Sampuan, saclarimda yogrulmuyor, adamin ellerinde yogrulmus, hazir bir sekilde sacima konuyordu sanki. Istanbul'da, saclarimi hasir husur, gumbede gumbede, tellak havasiyla yikayan gencler aklima gelince, gulumsedim.

Sira gelmisti kesime. Cizimimi cikardim, berbere gosterdim. Takdir ve sevgi dolu bir ses cikardi. Sonra da bir dergi kapip, sayfalarini cevirmeye basladi. Heralde daha fazla bilgi, talimat ya da oneri istiyordu. Sayfalar, Del Piero'lar, Totti'ler, Maldini'ler ve daha nicelerinin fotograflariyla donatilmis, en yaratici, en sukseli ve en gorkemli saclarla bezenmisti. Kendime uygun gordugum bir tanesini 'biraz boyle' diyerek isaret ettim ve de kesimimize basladik.

Yalnizca makas ve ustura kullanan berber cok hunerliydi. En cok hosuma giden, inanilmasi guc acilardan, muthis dirsek ve bilek darbeleriylen basimi siyirmasiydi. En sihirli mimarlarin bile cozemeyecegi perspektifleri o insan basinin uzerinde hesapliyor, makasiylan goruntuluyordu.

Bir sure sonra berber derin nefes almaya basladi. Acaba bu sessiz trastan oturu sikilmis miydi? Ya da yaptigi trasin gecerliligini, begenilirligini mi sorguluyordu? Arada aynaya firlattigi bakislarina, kendi onaylar/begenir bakislarimla karsilik veriyordum. O kadar memnundum ki, 'evet', 'iyi' gibi kelimeleri bile kendime sakladim.

Ben berbere guvenmistim bir kere. Gerisi yalandi.

Etiketler: ,

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home